Yaşama akma, yaşamla bir olma şeklimizdir “AŞK”… Yoğunlaşmış duygulardan ötesine geçmek, sükunetin huzura erdiği yerdedir sevdaya yerleşmemiz…
AŞK, gel ölümden al beni… nefes almanın yaşamak olmadığı bu dünyada sığ sulardan kurtar beni.. Okyanusun devasa enginliğindeki ufkunda kaybolmaya niyet etmişken ; yağmurun tozlu ıslaklığında nefessiz kalmaya son vermeye gel aşk…
Kendimizi bıraktığımız akışın tatlı akarında sevgiyle yayılan en güzel hissedişlerde güvenle yol almaya doğru esmeye gel aşk… En derinden, bir sebepten gir kanıma, yerleş gönlüme çarpan kalbimize sihrini ver ve sihrinle dokun, dokunduğuna asaleten gücünü ver ve şevkle, aşkla dolu dokunuşa cevap versin de ;gümbür gümbür atmaya başlasın kalbimiz ….Aşk, kaç büyümüzden; özümizdekine değ parlat bizi…. Savaşta. bedelde….. Kararda , kaderse … Yerde, gökte …. Göğümüzde aşk…. Toprağımıza kök olsun sürsün filizlerini ve bir kılsın her yanımızdaki umudu.. Aşk, özgürce çalan sirenlerimizi ufka uzatan yıldız tozlarıyla bize geri verir. ve Esasında küçücük zerre olan varlığımıza devasa anlamlar katar. AŞK dolu yüreklerimizle HİÇ’likten çokluğa arzı endam eyleriz… Suretimiz yollarımıza keyfi yaşam katar olur.. Aşk bu diyarın bizi maneviyata bağlayan en varlığı hissedilen titreşimlerdendir. Sevginin gücüne köprüdür ve varlığımızın sirenleridir…”” Şem’sin de dediği gibi ” Dünyayı ahirete götüremeyeceğine göre, öyle bir yaşa ki dünya seni ahirete götürsün… ” YAŞAMAK İÇİN SEVGİYE YER AÇ ALANINDA, AŞKA YER VER YÜREĞİNDE VE SEVDAYA DAİR HER ŞEY İLE BİR OL VE İLAHİ MAKAMLARA YÜKSELT KALBİNİN TİTREŞİMİNİ…. MANEVİYATA DALDIĞINDA YAŞAM DA SENİ İÇİNE ALIR ve yerinde olmaya yüz tuttuğun topraklarına varmış , kıyılarına ayak basmış olursun…Aşkı kalem yazmaz ki ; kitaplarda bulasın… AŞK,, kalbinin sesi, ruhunun özü, varlığının timsali yürüyüşü, varoluşunun anlamıdır. Aşk, yürüdüğün yollara güller olur, uyuduğun anlara huzur aktararak pamuksu ipek olur, HİSSEDİLİR ve SEN hissedersin… Aşk, varlığının var olmasında umudu yeşertir ve” güneşin ay’a” aşkının da en büyük görünen frekansı ile yüzeyde hissedilir düzeyde dalgalanmasını sağlar . Aşk ruhunun aradığı öz, bir diğer ruhun aradığı hakikat ve işte essa olan ilahiyata mum yakmış maneviyat ile tamamlanmış ruhunun derinliğine dalmış , kendine doğru yaklaşmaya cesaret eden bizlerin ayak sesleri… Böyle başlar ilk Uyanış ve sonrasında hayata dönüş, kalbe dönüş yolculuğuna uzanış….İnanmakla başlar tüm zorluk denilen şartların aşılması ve inançla başlar umudun gülü gül bahçelerine yayması… Kalbe vuran sözlerin kelama ihtiyacı kalmaz çünkü kalp kendinden olanı görmeden de hisseder ve kalbine ait olanı gelmeden de görür de bulur ve sarmaş olur varlığına ve çekimine aldığı diğer kalbinin atan bedenini kendine doğru çeker de ayrılmaz birleşen kalpler.. Açıldı mı derinlerin kilitli sandıkları, çözülmüş demektir karanlığın tüm kodları ve inançaları ki ezele aittir doğuşu ; özgürleşir de coşar kuşlar gibi ve yayılır umudun yeşeren dallarındaki kiraz çiçeklerine pembe olmuş yeni canların bu güne salınmış yaşları gibi… Salıncakta gülüşen çocukların özgün ve özgür neşeyle atılan kahkahaları gibi….Vaktine esir olmuş tüm masalların yaşanma vaktine doğru uzanan o endamlı eteklerin fırfırına dolanan bukleli seslerin en hoş nadide eserleri renklerle dans etmeye yol alır yaşam yolundaki bizin özlemleri ve heyecanları ve aşk yeniden başlatır her olmazın unutulmuş yazgılarını ….Fırtınaların arasında uçuşan saçlarına sarılan kız, yağmurla gelen sevgisinin vücut bulduğu sevgilisine dalarken ; güneşin yakıcı sıcağını işler kalplere ve yuva olur toprak devasa sevgilere ve işte o bir olma halinin tek bedende yaşanmasına varan iyileşmeye ve kendi karanlığına şifa olmaya ve yeniden aşka cesaret etmeye simya denir ve simyacı yaralarını sarmayı öğrendiğinde iyileştirip yaralı ruhları bulup onları şifalandırmaya başlar ve benzer acılar benzer acıları çekmeye başladığında ruhun kendi alanındaki iyileştirmesi başlamıştır. Ruh tamamlandığında güzele ve huzura özden temas eder ve aşk ile endam eder ve yolu hazırlar ve gelir bedeni alır hazırladığı alana takdim buyurur ve işte orada yeniden başlangıcına ulaşan varlığınla, varoluşunun doğumuna ait başlangıcına da yeniden doğarsın..Bu doğum ki sancıların en beklenmeyeni ve başladığın yere o ilk anına geri döndürdüğü senin bütünlüğünün çığlıklarının türküsündeki yaşamın sesleri… Doğduğun sen olmaya ilerlerken yaşam yolunda; zihin anlamayı bırakır, kulaklar duymayı bırakır, dudaklar tatmayı, gözler görmeyi unutur ve eller dokunmaya ara verir . Her şey kendi varlığında büyürken hayat da yeniden yaşama döner ve dünya diyarında harikalar için çekilen acı, tütsülü bir açılımla yeniden doğuma gözcülük eden ruhlara ve meleklere aradaki perdeyi kaldıran duru görüyü verir. Ve işte orada ana rahminden doğduğun ilk doğumun ardındaki ruhsal uyanışınla başlayan dönüşüm yolculuğundaki senin sen olmana doğru akan yoldaki oluşumundaki senin SANA doğumun yakındır artık …Yaşadığın yıllara meydan okuyan beden, toprağı dayanak aldığında, yeşile dalıp huzura coştuğunda varlığına ektiği ve içindeki derinliğe bıraktığı tohumuna da yer açar bu zamanlarda ve elementler dengesinin de içinde tamamıyete erdiği , tamamlanışın hissedildiği bu anlarda bu içsel alana yerleşir tohum ve tohum büyür yeşerir ve bedeni eski versiyonunda alır da , geldiği geri döndürülen o sese doğru arzı talep eder ve talebinin karşılığını alır, yeni versiyonunu giyen yeniden yükselen arş melodisi aracına , arpa biner ve melekler kucaklayıp onu arşa kaldırdıklarında işte aynın yeniden tekrarından ötesine varan ve kararan o ilk buklesinde gözlerini yepyeni bir ufka açar ve bu kez güvenli durağına teslimiyetin kalbindeki tevazu ile varmanın ve yeniden başlamanın iç huzuruna sarılan kocaman bir aşk ile sevdasına şiirler yazmaya başlar ruh..ÖZ HAKİKATINA KAVUŞMUŞTUR artık ve AŞK-I İLAHİ ile donan ve dolanan beden kendi merkezine dolan tüm varlığını en has maneviyatında tutar yaşamı bu kez derininden ….KALBİNDEN ….

